BOĞAZİÇİ ÖYKÜ YARIŞMASI

oyku-yarismasiBoğaziçi Üniversitesi Edebiyat Kulübü’nün bu sene ilkini düzenleyeceği Boğaziçi Öykü Yarışması, edebiyata ve yazmaya ilgi duyan genç öykücüleri hedefliyor. Bu yarışma birinci, ikinci gibi bir derecelendirme yerine en iyi 10 öyküyü seçiyor ve bu öykülerin yazarlarını eleştirmen ve öykücülerle buluşturup yazarlara birebir kritik fırsatı vaat ediyor. Bunun yanı sıra ilk 10’a giren katılımcılara babil.com’dan 200’er lira değerinde hediye çeki sunuluyor. İlk gelen öyküler öncelikle Fatma Kahraman, Gülsu Tuncay, Halim Çiftçi, Rıdvan Salih, Sena Özkurt ve Sena Toprakçı’nın olduğu alt jürinin okumalarına tabi tutulacaktır. Daha sonra ise Semih Gümüş, Müge İplikçi ve Faruk Duman’ın bulunduğu seçici kurula gönderilecektir.

KATILIM KOŞULLARI

  • Öyküler, 12 punto ve 1,5 satır aralığıyla 5 sayfayı geçmeyecek şekilde yazılmalıdır ve konu serbesttir.

  • Öykü, daha önce hiçbir yerde yayımlanmamış ve hiçbir yarışmaya katılmamış olmalıdır.
  • Bir katılımcı yalnızca bir öyküyle yarışmaya katılabilir.
  • Yarışmaya yurt içi ve yurt dışından herkes katılabilir.
  • Öyküler ad-soyad, telefon numarası ve kısa bir özgeçmişle beraber 1 Şubat 2015 tarihine kadar basvuru@bogazicioykuyarismasi.com adresine gönderilmelidir.
  • Belirtilen zaman aralığında teslim edilen öyküler, seçici kurul tarafından değerlendirilecek; ilk on belirlenecek ve bu katılımcıların ödülleri jüri üyeleri ve önemli katılımcıların öykü üzerine dinleyiciye açık konuşmalar yapacağı bir finalle, İstanbul’da, Boğaziçi Üniversitesi’nde sunulacaktır.

Yukarıdaki koşulları sağlamayan öyküler değerlendirmeye alınmayacaktır. Boğaziçi Üniversitesi Edebiyat Kulübü gelen öyküleri yayımlama hakkını saklı tutmaktadır. 
Sorularınız için: iletisim@bogazicioykuyarismasi.com’a e-posta gönderebilirsiniz.

SHAKESPEARE AKINTIYA KARŞI SEMPOZYUMU

shakespeare-akintiya-karsiBoğaziçi Üniversitesi Edebiyat Kulübü ve Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü 1-2 Nisan 2015 tarihlerinde gerçekleştirilecek “Shakespeare Akıntıya Karşı” sempozyumunu sunar.

Shakespeare için bugüne kadar birçok şey yazıldı ve söylendi. Eserleri en çok çevrilen ve sergilenen oyun yazarı olarak bugün hâlâ birçok ülkede tiyatro, müzik, edebiyat, opera, bale gibi sanat dallarında etkisini sürdürmektedir. Biz de, doğumunun 450. yılı sebebiyle kendisini üniversiteler arası bir sempozyum ile yeniden hatırlamak, eserlerini bugüne kadar konuşulanlardan farklı bağlamlarda tartışmak istedik. Organizasyon komitesi, tiyatro, İngilizce, tarih, müzik, sanat, dil ve edebiyat, film çalışmaları, kültürel çalışmalar, iletişim, eğitim, kadın çalışmaları, felsefe, antropoloji, psikoloji, sosyoloji ve tiyatro performansı gibi ilgili alanlardan gelecek her türlü çalışmaya açıktır. Konuya farklı bir bakış sunacak olan, disiplinler arası ve karşılaştırmalı her türlü yazılı ve görsel sunum komite tarafından değerlendirilecektir.

Konvansiyonel olmayan, İngilizce ve Türkçe, her türlü makale, sunum ve sergi çalışmaları dikkate alınacaktır. Bunların dışında kalan her türlü alternatif çalışma da teknik detayları belirtilerek teklif olarak sunulabilir. İşlenecek konular aşağıdaki başlıklardan seçilebilir ancak elbette bunlarla sınırlı değildir:

  • Shakespeare’in öteki karakterleri
    • Soytarılar
    • Cadılar
    • Fahişeler
    • Sarhoşlar
    • Mezarcılar
  • Shakespeare ve Kuir Kuramı
  • Shakespeare ve Feminizm
  • Shakespeare ve Tarih
  • Shakespeare ve Millet, ve Ulusal Kanon
    • Kimlik
    • Kültür
    • Yerel ve ulusal kültür imgeleri
  • Shakespeare ve Sahne
    • Shakespeare Festivalleri
    • Kostüm ve Sahne Tasarımı
  • Shakespeare Çeviri ve Uyarlamaları
  • Shakespeare ve Popüler Kültür
  • Shakespeare ve Diğer Sanatlar
    • Müzik, Opera, Bale
    • Heykel ve Görsel Sanatlar

250 kelimeyi geçmeyecek sunum özetleri için son gönderim tarih 1 Şubat 2015’tir. Kabul edilen çalışmalar 16 Mart 2015’e kadar tamamlanmalıdır (20 dakika ya da 8 sayfayı geçmeyecek şekilde). Sunum özetlerini kendinizi anlatan kısa bir yazı ile beraber shakespearesymposium@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

 

ORHAN PAMUK’TAN NÂZIM HİKMET ÜZERİNE

,

Orhan Pamuk’un Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nin açılışı için hazırladığı konuşmayı internetten izleyebilirsiniz.

CAN DÜNDAR’DAN “NÂZIM’IN KAMERASI” BELGESELİ

,

Can Dündar’ın açılış için özel olarak hazırladığı Nâzım’ın Kamerası belgeselini internetten izleyebilirsiniz.

REKTÖR GÜLAY BARBAROSOĞLU’NUN AÇILIŞ KONUŞMASI

,

Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu’nun açılış konuşmasının tamamını arşivimizden izleyebilirsiniz.

YAŞAMAYA DAİR: ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDEN NÂZIM’A ARMAĞAN

,

113 yaşına giren Nâzım’a, uçak, martı, karga, makine, kedi sesleri ve kuş cıvıltıları eşliğinde, üniversite öğrencilerinden bir armağan… Boğaziçi Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi’nden otuz altı öğrenci bir araya gelerek, Güney Kampüs’te Nâzım Hikmet’in “Yaşamaya Dair” şiirini okudu:

“ENTELEKTÜEL TARİHİMİZDE KIRILMA NOKTASI” SERGİSİ NASIL HAZIRLANDI?

, ,

Küratörlüğünü Zafer Toprak’ın yaptığı ve 15 Ocak’ta sona erecek olan “Entelektüel Tarihimizde Kırılma Noktası: Nâzım Hikmet’in Açlık Grevi” sergisinin saatlerce süren kurulum macerasını, Kayıt 6 Prodüksiyon ekibi sergi meraklıları için iki dakikaya indirdi:

MEŞHUR ADAMLAR ANSİKLOPEDİSİ’NDEN BİR DELİLER EVİ’NE

Memleketimden İnsan Manzaraları Nâzım Hikmet’in ve Türk edebiyatının başyapıtlarından biridir. Binlerce mısradan oluşan bu efsanevi yapıt şiir, roman, sinema, destan gibi türler arasında dolaşır.

NÂZIM HİKMET KONFERANSLARI 15 OCAK’TA BAŞLIYOR

Nâzım Hikmet Konferansları 1
Buzul Çağının Kamburu: Bir Tür Olarak Epik ve Kuvâyi Milliye’nin Tuhaf Hikâyesi
Konuşmacı: Erkan Irmak
15 Ocak 2015 Perşembe, 16:00-18:00
Rektörlük Konferans Salonu

15 Ocak Perşembe günü saat 16:00’da, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu’nda ilki gerçekleştirilecek olan Nâzım Hikmet Konferansları serisi, şairin yapıtlarını, edebi ve düşünsel kaynaklarını, yarattığı etkileri, içinde yaşadığı sosyal ve siyasi atmosferi ve tarihsel bağlamı kuşatacak nitelikte olacak ve farklı disiplinlerden konuşmacılarla ilerleyecektir.

Nâzım Hikmet’in en fazla okunan ve ilgi gören metinlerinden Kuvâyi Milliye çoğu kez edebi niteliği göz ardı edilerek siyasi içeriği üzerinden değerlendirilmiştir. Oysa metnin 1930’ların sonundan 1960’ların ortalarına dek devam eden yazılış ve yayımlanış süreci son derece sıra dışı bir seyir izler. Aynı şekilde Kuvâyi Milliye‘nin türsel olarak da zihin açıcı tartışmalara imkân tanıyacak bir yapısı vardır ve metin Memleketimden İnsan Manzaraları‘nın içinde yeniden konumlandırılırken bu türsel konvansiyonlar da yeniden belirlenmiş olur. Kitabın epik kahramanlarından Kambur Kerim’in Kuvâyi Milliye‘den Memleketimden İnsan Manzaraları‘na uzanan tuhaf hikâyesi bu bağlamlar ışığında yorumlanacak, hem metne hem de metnin alımlanışına dair kavramsal bir tartışma yürütülmeye çalışılacaktır.

NHprint

Erkan Irmak hakkında

2007 yılında lisans ve 2009 yılında yüksek lisans derecelerini Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. Nâzım Hikmet üzerine yazdığı yüksek lisans tezi, 2009 yılında Memet Fuat Eleştiri/İnceleme Ödülü’ne değer görüldü. Daha sonra Kayıp Destan’ın İzinde adıyla İletişim Yayınları tarafından kitap olarak yayımlanan bu çalışma 2011 yılında eleştiri alanında Cevdet Kudret Jüri Ödülü’nü aldı. 2009 yılından beri Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde doktora çalışmalarını sürdüren Irmak, Şehir Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. Irmak’ın çeşitli dergi ve kitaplarda yayımlanmış makale, deneme ve çevirileri bulunuyor.

 

Etkinlik ücretsiz ve herkese açıktır.

Poster Tasarımı: Burak Şuşut

 

HAFIZANIN MASALI PEŞİNDE İKİ ÖRNEK: MASALLARIN MASALI

[…]
Su başında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze…

7 Mart 1958 tarihli Masalların Masalı, Nâzım Hikmet’in en dingin ve düşündürücü şiirlerinden bir tanesi. Hikmet, şair ve çınar imgesiyle açtığı şiirini, dizeler ilerledikçe onlara eklemlenen ve ardından tek tek kaybolan başka imgelerle (kedi, güneş) sürdürürken sonunda yine en başa, hatta bunun da öncesine, yazma eyleminin kendisine dönüyor gibi şiiri noktalarken. Ömür, nesnelerle bütünleşirken yine kendi parçasının, yani başka bir nesnenin (suyun şavkı) temasıyla var oluyor Masalların Masalı‘nda. Tekrarlanan ve bir kaybolup bir ortaya çıkan bu imgeler, hafızanın koridorlarında unutulmuş hatırları bir araya getirip yazınsal bir kompozisyonda bütüncüllüğe ulaştırma çabasının imleyicileri haline geliyor. Kelimelerle gözlerimizin önünde son derece canlı ve hareket halinde bir sahne yaratan Nâzım Hikmet, hafızanın işleyişini ve hayatla olan güçlü bağını büyük bir naiflikle ortaya koyuyor.

tumblr_nhcn98xAkH1tyqsfuo1_500Ve tüm bu deneyim, yansımasını 1979 yılında gösterime giren incelikle bir animasyon filminde buluyor. Sovyet Rusya’sında doğmuş, çocukluğu İkinci Dünya Savaşı’na dair anılarla dolu yönetmen Yuri Norstein’ın kendi çocukluk hatıralarından yola çıkarak filme aldığı Skazka Skazok (Masalların Masalı), Rusya tarihindeki belli bir dönemin izini sürerken hayatın doğrusal olmayan, karmaşık, zıtlıklara dayanan (eğlence-savaş, ışık-karanlık) dinamiğini de ortaya koyuyor. İsmini Nâzım Hikmet’in aynı adlı şiirinden alan ve hem 1984 hem de 2002 yıllarında Tüm Zamanların En İyi Animasyonu ödülünü alan Masalların Masalı, Norstein’ın hafızasına dağılmış hatıraların görsel bir dökümü.

Hafızanın işleyişine atıfla belli bir kronolojiyi takip etmekten uzak olan film, Norstein’ın çocukluk yıllarına dair en belirgin imgelerden biriyle, bebeğini emziren anne figürü, ve hikâyenin tamamına da izleri yayılan ünlü bir Rus ninnisiyle açılıyor. Sonrasındaysa yönetmenin zihninde yer etmiş çeşitli nesneler (savaş sonrası yaşadığı komün apartmanı, ünlü bir tango şarkısı, elma, düşük seviyede ışık veren ampuller…) ardışık olmayan bir sırayla, kimi kez yinelenerek karşımıza çıkıyor. Uçan kuşların, dökülen yaprakların, trenin hatta dikiş makinesi tekerinin çıkardığı seslerle görsel olduğu kadar işitsel bir sahneler dizisi de ortaya çıkaran Norstein, çınar başında miskin bir kediyle oturmuş şairiyle de Nâzım Hikmet’e selam göndermeyi ihmal etmiyor. Filmin çekimleri için hazırlanan teklif belgelerinde filmin bel kemiğinin bir şair hakkında olabileceği fakat bu şairin ille de görünür olması gerekmediğinin altının çizildiğini de belirtmeli.

Hayat ve hafızanın sanatın farklı iki alanında nasıl somutlaştırılacağı üzerine olan bu iki örnek de dikkatli incelemelerin parçası olmayı bekliyor gibi…

Not: Filmin yapımına ilişkin verilen bilgiler için Clare Kitson’ın Yuri Norstein and Tale of Tales: An Animator’s Journey kitabından yararlanılmıştır.