NÂZIM HİKMET’İN ŞİİRSEL MANZARASINDA BİR YOLCULUK

SAİME GÖKSU & EDWARD TIMMS

Nâzım Hikmet’i İngilizce yazında tanıtan en önemli kitaplardan Romantik Komünist‘in yazarları Saime Göksu ile Edward Timms, geçtiğimiz ay düzenlenen Nâzım Hikmet sempozyumu için özel olarak hazırladıkları konuşmada, bu kapsamlı biyografinin ortaya çıkış serüvenini anlatıyor. Konuşmanın başında hayatlarının Nâzım Hikmet ile nasıl kesiştiğini ve kitabı yazmaya nasıl karar verdiklerini anlatan Göksu ile Timms, daha sonra kitap için inceledikleri arşivleri ve görüştükleri kişileri detaylarıyla aktarıyor. Araştırmaları sırasında izledikleri yöntemleri ve karşılaştıkları zorlukları da paylaşan Göksu ile Timms, konuşmayı Nâzım Hikmet’in hayatının, araştırılmayı bekleyen yönlerine vurgu yaparak bitiriyor.

1963 yılında Sussex Üniversitesi’nde Saime Göksu ile tanışan Edward Timms, Göksu’nun duvarında asılı olan “Bugün Pazar” şiirinin dizelerini okuyunca, bir Pazar günü güneş altına çıkmanın neden özel bir durum olduğunu merak ediyor. Böylece Nâzım Hikmet’in hayatını ve eserlerini öğreniyor Göksu’dan. Birkaç yıl sonra evlenen çift, 1970 yılında bir yıllığına öğretim görevlisi olarak ODTÜ’ye geliyor. Türkiye’de geçirdikleri zaman diliminde, Nâzım Hikmet’in cezaevi arkadaşı ressam İbrahim Balaban’ın İstanbul’daki kişisel sergisini ziyaret ediyorlar ve böylece Balaban ile tanışma ve ondan Nâzım’ı dinleme fırsatını yakalıyorlar. Bu görüşmenin ileride yapacakları araştırma için çok önemli olduğunu, zira Balaban sayesinde Hikmet’in sürekli olarak “sosyal ailem” dediği arkadaşları, dostları ve sevdikleriyle çevrili olduğunu öğreniyorlar.

1988 yılında Aragon, Breton, Benjamin ve Mayakovski gibi isimleri ele alan Visions and Blueprints kitabını yayına hazırlayan Timms, Göksu’nun ısrarıyla Nâzım Hikmet’i de bu kitaba dahil etmeye karar veriyor. İkili kısa sürede Nâzım Hikmet hakkında on beş sayfalık bir makale hazırlıyor: “Nâzım Hikmet: Kemalist Türkiye’de Şiir ve Siyaset”. Bu makaleyi çok beğenen bir yayıncı, Göksu ile Timms’e, eğer yazmayı kabul ederlerse, Nâzım Hikmet’in bütünlüklü bir biyografisini yayımlamayı teklif ediyor. Göksu ile Timms böylece Nâzım Hikmet’in şiirsel manzarasında eşsiz bir yolculuğa çıkıyor.

Kitabı hazırladıkları dönemde, Nâzım Hikmet’in sosyal ailesinin birçok üyesi halen hayatta olduğundan, sözlü tarih görüşmeleri yapmak için bu kişilerin çoğuyla temasa geçiyorlar. Vâlâ Nurettin, Abidin ve Güzin Dino, Nermin Menemencioğlu, Ekber Babayev, Asım Bezirci, Kemal Sülker, Zekeriya Sertel, Yıldız Sertel, Vera ile kızı ve Mehmet Fuat gibi birçok önemli ismin de aralarında bulunduğu yaklaşık otuz beş kişiyle görüşüyorlar. Sözlü tarih görüşmeleri nesnel bir araştırma için yeterince sağlam bir zemin teşkil etmediğinden, ikili araştırmalarını ayrıca arşiv belgeleriyle destekliyor. Saime Göksu bu süreçte Moskova, Amsterdam, Budapeşte, TBMM ve Çatalca’daki Aziz Nesin arşivlerini ziyaret ederek, daha önce yazılan biyografilerdeki eksiklikleri ve uyuşmayan noktaları açıklığa kavuşturmak için incelemeler yapıyor.

Kitabın yazım sürecinde karşılaştıkları zorluklardan ilkinin, Nâzım Hikmet’in doğum tarihini kesinleştirmek olduğunu belirtiyorlar. Aile hatıratlarının nasıl çeliştiğini ve Hicri ile Miladi takvim dönüştürmelerinin yarattığı zorlukları belgelerle ortaya koydukları konuşmalarında, Münevver’in sürgünde Nâzım’a katılmak için Türkiye’den kaçtığı sırada, Nâzım’ın Vera ile çoktan evli olup olmadığını nasıl tespit ettiklerini de anlatıyorlar.

1951-1961 yılları arasında Nâzım ile Münevver’in düzenli olarak yazıştığını, ancak sekiz yüze yakın olduğu tahmin edilen bu mektuplardan sadece üçüne ulaşabildiklerini belirten Timms, ayrıca Sovyet Yazarlar Birliği ve KGB arşivlerinde de Nâzım Hikmet’le ilgili incelenmemiş birçok belge olduğunun altını çiziyor. Henüz incelenmemiş olan kişisel ve siyasi belgelerin gün ışığına çıkarılmasıyla, Nâzım Hikmet’in hayatının daha bütünlüklü bir portresine ulaşılabileceğini belirterek konuşmayı sonlandırıyorlar.

Eşsiz anekdotlarla bezeli bu şiirsel yolculuğu bizlerle paylaştıkları için Saime Göksu ile Edward Timms çiftine sonsuz teşekkürlerimizle…